YUKARI BALCILAR
Forumumuza mesaj göndermek için, "Kayıt Ol" a tıklayınız ve üyelik işlemlerinizi yapınız. Daha önceden sitemize üye olduysanız "Kullanıcı Adı" ve "Şifreniz" ile giriş yapınız.
(LÜTFEN DESTEK OLUNUZ)
Desing By_İBRAHİM

YUKARI BALCILAR


 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kur’an-ı Kerim’in luğat ve ıstılah manası nedir? devamı..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Sevgi BİÇER
GeLiŞMiŞ ÜyE
GeLiŞMiŞ ÜyE
avatar

Mesaj Sayısı : 96
ReP GüCü : 301
Başarı Sistemi : 6
Kayıt tarihi : 16/04/10

MesajKonu: Kur’an-ı Kerim’in luğat ve ıstılah manası nedir? devamı..   C.tesi Mayıs 29, 2010 9:11 pm

13. Muhkem ve Müteşabih ayetler denince ne anlaşılır?


Kur’an-ı Kerim’in içerisindeki ayetleri anlamın açık ve kapalılığına göre Muhkem ve Muteşabih ayetler olarak sınıflandırabiliriz. Şimdi bunları kısaca açıklayalım.


a) Muhkem ayetler: Muhkem ayetler denildiğinde; manası çok açık olan, sadece bir manaya gelen, tek başına anlaşılabilen, üzerinde ihtilaf bulunmayan ayetler anlaşılmaktadır. Kısaca muhkem ayetler denilince; değişik yorumlamalara ihtimal vermeyen kesin prensipler anlaşılır. Bir müslümanın, bu kesin ve tek manaya gelen prensiplere göre amel etmesi vaciptir.


b) Müteşabih ayetler: Müteşabih ayetler denildiğinde; manası kapalı olan, birden çok manaya gelebilen, başka şeylerin (ayet, hadis, içtihad…vb) yardımıyla anlaşılabilen ayetler anlaşılmaktadır. Kısaca müteşabih ayetler denilince; değişik yorumlamalara ihtimal veren ayetler anlaşılır.


Yukarıda muhkem olan ayetlere göre amel edilmesinin vacip olduğunu açıkladık. Peki Müteşabih ayetler karşısında nasıl bir tutum izlemeliyiz? Şimdi Müteşabih ayetlerle ilgili nasıl bir tutum izlenmesi gerektiğini maddeler halinde açıklayalım.


1. Kur’an’daki muhkem ve müteşabih her ayete iman etmeliyiz. Müteşabih ayetlere iman ederken, o ayetlerin ilimde derinleşmiş olanlar tarafından yapmış oldukları yorumlarına iman etme zorunluluğumuz yoktur.


2. Muhkem ayetler konusunda yeterli birikime sahip olmadan müteşabihlere dalmamalıyız. Müteşabih ayetleri muhkem ayetlerin ışığında anlamaya çalışmalıyız. Ancak şunu da belirtelim ki, bazı müteşabihlerin manasını bilme imkanımız yoktur. Mesela; “Hurufu Mukatta’a” adı verilen sure başlarındaki kesik harflerin anlamını bilmek mümkün değildir.


3. Niyeti bozuk, istismarcı şahıslar müteşabih ayetleri amaçlarına uygun bir şekilde yorumlayarak onun anlamını saptırabilirler. Bu konuda çok dikkatli olmalıyız. Çünkü, tarih içerisinde ifrat ve tefrid içerisinde yüzen birçok şahıs veya hizip müteşabih ayetlerin arkasına düşmüş ve onlardan birtakım saptırıcı yorumlarda bulunmuşlardır. Ebced hesabı ile uğraşarak ceffarlık yapan ve Kur’an’ın bazı ayetlerinin hizbinden ve kendisinden bahsettiğini iddia eden istismarcı insanların tuzaklarına karşı uyanık olmalıyız.

Muhkem ve Müteşabih Kur’an-ı Kerim’de farklı anlamlarda kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerim’in bir ayetinde, O’nun ayetlerinin tamamının muhkem olduğu anlatılırken, bir diğer ayette ise O’nun ayetlerinin tamamının müteşabih olduğu anlatılmaktadır. İlk bakışta bu ayetler arasında bir çelişki varmış gibi gözükse de araştırıldığında bu ayetler arasında hiçbir çelişkinin olmadığı rahatlıkla görülecektir. İlk başta Zümer suresinin 23. ayetinde açıklanan müteşabih, muhkem karşıtı müteşabih değildir. Buradaki müteşabihlik Kur’an ayetlerinin gerek icazda gerekse de doğrulukta birbirleriyle benzeşmesini anlatmaktadır. Aynı şekilde, Hud suresinin 1. ayetinde açıklanan Muhkem, müteşabih karşıtı olan muhkem değildir. Buradaki muhkemlik ise, Kur’an ayetlerinin hiçbir eksiklik içermemesi ve mükemmel olması demektir. Kur’an-ı Kerim’in bir başka yerinde ise, aynı ayet içerisinde muhkem ve müteşabih ayetler hakkında genel ölçü verilmiştir. Bu ayete göre; Kur’an’daki bazı ayetler muhkem, bazı ayetlerse Müteşabih’tir. Yine bu ayetten Kur’an’daki ayetlerin büyük bir çoğunluğunun Muhkem ayetler, çok az bir kısmının ise Müteşabih ayetler olduğu görülecektir.


14. Huruf-u Mukatta’a ne demektir?


Bazı surelerin başında bazen bir harf, bazen de iki, üç, dört ve beş harfin birleşmesinden meydana gelen kesikli harfler bulunmaktadır. Bu kesikli harflere “Huruf-u Mukatta’a” denir. Bu harflerin müteşabihattan olduğunda ittifak vardır. Kur’an-ı Kerim’deki yirmi dokuz surede mukatta’a harfleri vardır. Bunların yirmi yedi tanesi Mekki, iki tanesi ise Medeni surede geçmektedir. Bazı müfessirler, bu harflerin tefsirlerinin yapılamayacağını belirtmiş, bazıları ise bunları tefsir etmeye çalışmışlardır. Biz burada bu ihtilaflara girecek değiliz. Ancak şunu hemen belirtelim ki, Kur’an-ı Kerim’in mesajının anlaşılması asıl olduğundan, mukatta’a harflerinin manalarının bilinmemesi O’nun mesajının doğru anlaşılmasına engel olmaz.


Bazı din istismarcıları, Kur’an-ı Kerim’deki mukatta’a harflerinin birtakım sayısal değerler içerdiğini iddia ederek batıl yollara sapmışlardır. Allah’ın ayetlerini kullanarak, kendileri için manevi makamlar ihdas eden bu istismarcılar tarihin her döneminde ortaya çıkabilmişlerdir. Gerek dünyada gerekse de ülkemizde Allah’ın ayetlerini istismar ederek, kendilerini “evliyaullah” olarak tanıtan bu tip “din bezirganları”na rastlanmaktadır. Bu tiplerin tuzaklarından kurtulmanın tek yolu; Allah’ın kitabını okumak, anlamak ve O’nun hükümlerine uygun bir şekilde yaşamaktır.


15. Mecaz ne demektir? Kur’an-ı Kerim’de mecaz var mıdır?


Kelimelerin genel manalarda kullanılmasına “Hakikat” denilirken asıl anlamından başka bir manada kullanılmalarına da “Mecaz” denilmektedir. Yani Mecaz denildiğinde; kendi öz manasında kullanılmayıp benzetme yolu ile bir başka manada kullanılan söz anlaşılır. Mesela “Aslanlar geliyor” denildiğinde buradaki aslan mecazen kullanılmıştır. Burada gelenlerin aslanlar değil de insanlar olduğu bellidir. Ancak bir benzetmeden dolayı bu ifade kullanılmıştır. Örneğimizde; gelen insanların aslanlara benzetilmesi onların güçlerinin büyüklüğünü anlatmak içindir.


Kur’an-ı Kerim’de kullanılan kelimelerin büyük bir çoğunluğu hakiki manalarda kullanılırken, O’nun az sayıdaki ayetleri ise mecazi manalarda kullanılmıştır. İslam alimlerinin büyük bir çoğunluğunun kabul ettiği bu görüşü İbn-i Teymiye gibi bazı İslam alimleri de kabul etmemiştir. Biz, Kur’an’da mecaz’ın olduğunu söyleyen alimlerin görüşüne katılıyoruz. Mesela: ”Onların ticareti kazanmadı.” ayetinde kullanılan kazanç ve ticaret kelimeleri mecazdır. Kur’an’da az sayıdaki ayetin mecaz anlamında kullanılması O’nun mesajının sade vatandaş tarafından anlaşılamayacağı manasına gelmez. Çünkü, O’nun mesajını açıklayan ayetlerin tamamına yakını hakikat manasında kullanılmış muhkem ayetlerdir.


16. Kur’an’da müşkil ayetler var mıdır?


Müşkil; luğatta: Karmaşık ve çözümü zor, çelişkili, problem arzeden gibi manalara gelir. Kur’an-ı Kerim’de zıt ve çelişkili gibi görünen ayetlere “müşkil”; bu ayetleri te’lif etmeyi amaçlayan ilmede “Müşkilu’l Kur’an ilmi” adı verilmiştir. Bu ilim, Kur’an-ı Kerim’in anlaşılmasında zor ve çelişkili gibi görülen ayetleri konu alan ve bu alanda Kur’an’a getirilen itirazları cevaplayan bir ilimdir.


Kur’an-ı Kerim; kendisinde asla çelişki olmadığını açıkça belirtmektedir. Ancak O’nu okuyan okuyucu, zaman zaman O’nda çelişkilerin olduğu zannına kapılabilir. Aslında ilk bakışta çelişki gibi görünen bu durum iyice araştırıldığında çelişkinin Kur’an ayetlerinde değil de okuyucularda olduğu görülür. Genellikle, ayetler arasındaki münasebetlerin ve esbab-ı nüzulların göz ardı edilmesi yüzünden bu tür yanlış anlayışlar ortaya çıkmaktadır. Kişilerden kaynaklanan yukarıdaki sebeplerden başka, birde Kur’an’ın dil ve anlatım özelliğinin bilinmemesinden kaynaklanan yanlış anlayışlar vardır. İlk okunduğunda manası çelişkili gibi gelen ayetlere dikkat edildiğinde; ayetlerin farklı zamanları, farklı konuyu ve farklı durumu açıkladıkları görülmektedir. Çelişkili gibi görünen bu durumlara, alimlerimiz açıklık getirmiş ve Kur’an bütünlüğü içerisinde olayları açıklamışlardır.


17. Kur’an-ı Kerim’de mensuh ayet var mıdır? Nasih-Mensuh bilmeden Kur’an anlaşılabilir mi?


Neshin Lugat manası: Bir şeyi ortadan kaldırmak ve yok etmek, nakletmek, aktarmak ve değiştirmek ve kopya etmektir. Neshin Istılah manası ise: Dini bir hükmün zaman bakımından sonra gelen, yine dini bir delil ile kaldırılmasıdır. Kendinden önceki hükmü kaldıran delile “nasıh” hükmü kaldırılan delile de “mensuh” adı verilir.

Nesh meselesi usul alimleri tarafından tartışılmış bir meseledir. Ulemanın bütününe yakını neshi kabul ederken, Mutezile alimi olan Ebu Müslim İsfehani neshin Kur’an’da olmasının imkansız olduğunu savunmuştur. Bizde araştırmalarımız sonucunda Kur’an’da hükmü kaldırıldığı halde metni bırakılmış olan mensuh ayet olmadığı sonucuna vardık. Konunun ayrıntılarına girmeden Kur’an’da nesh edilmiş ayet vardır diyenlerin delillerini ve bu delillerin tutarsızlığını göstermeye çalışalım. Kur’an’da Nesh-Mensuh vardır diyenler bu iddialarına “Eğer biz bir ayetin hükmünü kaldırır veya onu unutturursak, ondan daha hayırlısını veya dengini getiririz….” ayetini, “Bir ayeti başka bir ayetin yerine getirdiğimizde, onlar (Muhammed’e) “sen sadece uyduruyorsun” derler Hayır öyle değildir, ama onların çoğu bilmezler. “ ayetini ve “Allah dilediğini siler, dilediğini bırakır; Ümmül Kitab O’nun katındadır.” ayetini delil gösterirler. Bu görüşte olanların verdiği diğer deliller ise; sahabeden geldiği iddia edilen ancak merfu olmayan birkaç rivayet ve neshin olduğuna dair alimlerin icmaası olduğu iddiasıdır. Bize göre neshin olduğuna dair getirilen bu deliller neshin olduğunu ispat edecek deliller değildir.


a) Bu ayetlerde geçen “Ayet” Kur’an ayeti değildir müfessirler onu Kur’an ayeti sanmışlardır. Halbuki Kur’an’da Kur’an ayeti anlatılırken tekil olan ayet değil, çoğul olan ayetler kullanılmaktadır. Müfessirler, mezhebi kaygılarla ayet yazan yeri ayetin hükmünü diye tercüme ederek bu yanlış anlayışı pekiştirmişlerdir.


b) Neshe delil olarak getirilen ayetlerin bağlamlarına dikkat edilirse, oradaki neshetmenin peygamberin vefatından sonra ortaya çıkan nesh teorisiyle uzaktan yakından hiçbir alakası olmadığı rahatlıkla görülecektir. Bu ayetler siyakları içerinde incelendiği zaman, neshedilen ayetlerin Kur’an ayetleri olmayıp, Kur’an’dan önceki ilahi şeraitler olduğu görülecektir.


c) Kur’an’ın falan ayeti falan ayetini nesh etmiştir diye alimlerin üzerinde ittifak ettiği bir tek sahih hadis bile yoktur. Hatta bırakın ittifak etmelerini delil olarak kullanabilecekleri bir tek sahih hadis bile yoktur. Halbuki Kur’an tamamlanana kadar böyle bir olgu olsaydı, Peygamberin bunu sahabeye aktarması, onlarında bize bu bilgileri aktarmaları gerekirdi. Neshedildiği konusunda ittifak edilen ve sahih hadisle de nesh edildiği ispatlanan bir tek ayetin olmaması “Neshin olduğu konusunda icmaa var” iddiasını zaten geçersiz kılmaktadır.


d) Neshin olacağını iddia edenler; “nesh temel akidelerde değil, sadece ahkam ayetlerinde olur.” Demişlerdir. Ancak bu kuralı söyleyenler neshin olabileceğine delil getirdikleri ayetlerin Medeni ayetler olduğuna pek dikkat etmemişler. Eğer dikkat etselerdi, Akide’nin ele alındığı Mekke döneminde, peygamber döneminden çok sonra ortaya çıkan “Nesh teorisini” destekleyecek hiçbir delilin olamayacağını zaten anlarlardı. Çünkü, onların mensuh olduğunu iddia ettikleri ayetlerin hemen hemen hepsi medeni ayetlerdir. Sonradan inecek olan Medeni ayetlerin nesh edileceğinin önceden inmiş Mekki ayetlerde anlatılmasının mümkünü var mıdır? Aynı şekilde Mekke’de inen bu ayetleri gaybı bilmeyen peygamberin ve sahabelerin “Nesh teorisi”ne uygun bir şekilde anlaması mümkün müdür?


e) Eski ve yeni alimlerin büyük bir çoğunluğu nesh-mensuh olayının olduğunu kabul etmesine rağmen neshedilen ayetler konusunda birbirinden oldukça farklı rakamlar telaffuz etmişlerdir. Bu alimlerin bir kısmının yorumla mensuh dediği ayete, bir başka alim yine yorumla mensuh değil diyebilmektedir. Bu yüzden böyle hassas bir konuda Allah’ın ayetlerinin geçersiz kılınması manasına gelen neshi savunmamalıyız. Çünkü, bir alimin ihtilaflı olan yorumuna göre Allah’ın ayetlerinin hükmünü geçersiz sayma Allah’a karşı büyük bir cürümdür. Ne alimlerin, ne de bizlerin böyle bir hakkı yoktur. Biz nesh edildiği iddia edilen ayetleri tedricilik ilkesini gözeterek anlamaya çalışmalıyız. Tedricilik ilkesini gözetmeksizin O’na yaklaşanlar, zaman içerisindeki birbirini tamamlayan ve belirli şartlarda uygulanan hükümlerin birbirinin hükmünü ortadan kaldırdığını zannetmişlerdir. Mesela içkinin dört aşamada yasaklanışı bize göre nüzul ortamında bir uygulama kolaylığı getirirken, diğerleri bu ayetlerin önce inenlerini yasağa giden bir basamak değil hükmü kaldırılmış ayetler olarak algılamışlardır. Halbuki, bunun nesh-mensuhla alakalı olmayıp, Kur’an’i bir eğitim metodu olduğu apaçık ortadadır.


Sorunun ikinci kısmına gelince; “nasih-mensuhu bilmeyen Kur’an’ı anlayamaz, yanlış anlar. Böylece hem kendisi sapar, hem de kendisine tabi olanları saptırır.” Şeklinde bir iddia vardır. Bu iddia tamamen saçma bir iddiadır. Bu iddiayı ortaya atanlar farkında olmadan Allah’ın mesajını anlamaktan insanları alıkoymuşlardır. Bilindiği gibi, Kur’an’da mensuh ayetler olduğunu iddia eden alimler, nesh edilen ayetlerin sayısında anlaşamamışlar. Varsayalım ki, nesh edilen 20-30 ayet var. Kişi bu ayetleri yanlış anlar diyerek altıbin küsür ayetin getireceği faydalardan uzak mı kalsın? Tarih içerisinde ortaya çıkan ve insanı Kur’an’dan uzaklaştırarak mezhepçiliğe mahkum eden bu anlayışın çürüklüğü ortadadır. Biz bu anlayışa tabi olup “sapıtırız” diyerek Kur’an okumaya korkanları, Kur’an’la tanıştırmalı ve O’nun insanı karanlıklardan aydınlığa çıkaracak bir hidayet kitabı olduğunu kendilerine anlatmalıyız.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kur’an-ı Kerim’in luğat ve ıstılah manası nedir? devamı..
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» 1.Hidrokinezi Nedir?
» Bugün Sizi Anlatan Söz Nedir? :)
» WOLFTEAM İLE İLGİLİ HERKEZİN KAFASIN YORAN KP ...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YUKARI BALCILAR :: Manevi Dünyamız :: Kuran-ı Kerim(Kainatın en güzel Kitabı)-
Buraya geçin: