YUKARI BALCILAR
Forumumuza mesaj göndermek için, "Kayıt Ol" a tıklayınız ve üyelik işlemlerinizi yapınız. Daha önceden sitemize üye olduysanız "Kullanıcı Adı" ve "Şifreniz" ile giriş yapınız.
(LÜTFEN DESTEK OLUNUZ)
Desing By_İBRAHİM

YUKARI BALCILAR


 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kur’an-ı Kerim’in luğat ve ıstılah manası nedir? devamı..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Sevgi BİÇER
GeLiŞMiŞ ÜyE
GeLiŞMiŞ ÜyE
avatar

Mesaj Sayısı : 96
ReP GüCü : 301
Başarı Sistemi : 6
Kayıt tarihi : 16/04/10

MesajKonu: Kur’an-ı Kerim’in luğat ve ıstılah manası nedir? devamı..   C.tesi Mayıs 29, 2010 9:11 pm

7. Sünnet Vahy midir? Yoksa İçtihad mıdır?


Bu sorunun cevabını aramadan önce Hz Peygamberi gerektiği gibi tanımamış olan gelenekçi İslami anlayışa mensup Müslümanların Hz Peygamber hakkındaki aşırılıklarına kısaca deyinmekte fayda vardır. Bilindiği gibi, her şeyde olduğu gibi sevginin de bir ölçüsü ve bir sınırı olmalıdır. Yoksa seven insan sevdiği insanı putlaştırır ve ona olan sevgisini tapınma derecesine bile vardırabilir. Tapınmaya kadar varan aşırı sevginin tarihte örnekleri çoktur. Tarihte kendisine duyulan sevgi yüzünden putlaştırılan ve putları dikilen bir çok insan vardır. Bu anlattıklarımıza Hz İsa’yı Hrıstıyanların, Hz Ali’yi Gulat-ı Şia’nın putlaştırmalarını örnek olarak gösterebiliriz. Hz Peygamber Müslümanların bu duruma düşmelerini önlemek için sahabeleri bir çok defa uyarmıştır. Zaten Peygamberin eğitiminden geçmiş olan sahabeler hem peygambere saygı duyuyor, hem de dünyevi konularda peygamberin görüşüne zıt fikir beyan edebiliyordu. Mesela; Bedir savaşında ordunun konaklayacağı yer hususunda peygamberin içtihadını beğenmeyerek kendi içtihadını söyleyen sahabeyi ve Uhud savaşında, müşrikleri şehrin içinde karşılayalım diyen peygambere şehrin dışında karşılayalım diyen gençleri buna örnek gösterebiliriz. Bu örneklerden sahabenin peygambere olan sevgilerinin, O’nun yaptığı hiçbir şeyi eleştirmeden, O’nu adeta putlaştırmaya götüren bir sevgi olmadığını anlıyoruz. Ne var ki, bütün bu gerçeklere rağmen gelenekçi kesimin büyük bir çoğunluğu Hz Peygambere efsanevi bir kişilik kazandırmışlardır. Gelenekçi kesimden bazıları, O’nun sözlerinin tamamını vahy olarak değerlendirmişlerdir. Aynı kesim sahih-uydurma karışımı hadislerden oluşan hadis kitaplarında geçen her rivayeti, peygamberin kelime kelime söylediği sözleri gibi görmektedirler. Bu kesimler devamlı konuşan, çelişkili konuşan, kendisinden sonra ortaya çıkacak olan fikri ve siyasi olayları konuşan, yüz sene sonrasının sosyal olaylarını konuşan ve israiliyat ve mesihiyattan geçen hikayeleri konuşan bir peygambere inanmışlardır ki bu anlayış tamamen yanlıştır. Yüzyıllardan beri süregelen bu yanlış peygamber anlayışı sonucunda, Hırka-i Şerife gösterdiği ilki, alaka ve saygıyı; peygamberin tebliğ ettiği Allah’ın kitabına göstermeyen Müslüman tipler ortaya çıkmıştır.


Şimdi bu kısa hatırlatmadan sonra Sünnet vahy midir? Değil midir? sorusuna cevap bulmaya çalışalım. İslam alimleri arasında bu konuda birbirine tamamen zıt iki farklı görüş vardır. Bu görüşler şunlardır.


1. Görüş: Sünnette Kur’an gibi vahydir diyenler; ki bu görüşte olanlara . İbn-i Hazm ve İbn-i Hibban’ı örnek olarak gösterebiliriz. Konunun ayrıntılarına girmemekle birlikte, bu görüşte olanların en önemli delili olarak “O hevadan konuşmaz” “O’nun konuştukları vahydir.“ ayetini gösterebiliriz.


2. Görüş: Sünnet Hz Peygamberin içtihadlarıdır. Yani sünnetin hiçbir kısmı vahy değildir. “Peygamberin söylemiş olduğu her söz ve yapmış olduğu her amel O’nun içtihadıdır” diyerek bu görüşü savunanlara Pakistan’lı alimlerden Seyyid Ahmet Han ve Ahmet Perviz’i, Mısır’lı alimlerdense Mahmut Ebu Reyye ve Tevfik Sıdkı’yı örnek olarak gösterebiliriz.


Biz yukarıdaki her iki görüşe de tam olarak katılamıyoruz. Sünnetin tamamının vahy mahsulü olduğunu kabul edemeyiz. Çünkü, bu şekildeki bir iddia, peygamberin uyarıldığını iddia eden Kur’an ayetlerine zıttır. Hem Hz Peygamberin çeşitli konularda içtihatlarının bulunduğu da inkar edilemez bir gerçektir. O’nun içtihatlarının olması ve bu içtihatların sahabe tarafından eleştirilmesi O’nun her söylediğinin vahy olmadığının apaçık ispatıdır. Ancak Sünnetin bütünü vahy olmamakla birlikte, O’nun bir kısmının vahy olduğu muhakkaktır. Özellikle Kur’an-ı Kerim’deki temel esasları açıklayan ve peygamberin peygamberlik yönüyle alakalı olan sünnetin içtihat olması mümkün değildir. Mesela; namazın günde kaç defa ve nasıl kılınacağının peygamberin şahsi içtihadıyla olması mümkün değildir. Zaten Bedir savaşındaki ordunun yerini beğenmeyen sahabede itirazından önce peygamberin yer seçiminin kendi içtihadıyla mı yoksa vahyle mi olduğunu sormuştur. Buda sahabe döneminde; peygamberin bir insan olarak davranışları olduğu gibi, yine Kur’an’daki emir ve yasakları açıklayacak bir yetkisinin de olduğunun bilindiğini gösterir. Hz Peygamber’in özelikle ibadetlerle alakalı konularda yaptığı bu açıklamaların vahyle bildirildiği ve bağlayıcı olduğu ortadadır. Sonuç olarak; Peygamberin akılla kavranılması mümkün olmayan konulardaki görüşleri vahy, akılla kavranılması mümkün olan görüşleriyse içtihat kabul edilebilir.

Peygamberin akılla kavranılamayan görüşlerini içeren rivayetleri birbirleriyle tutarlılığına ve senetlerine bakarak uzmanlar tarafından değerlendirilmelidir. Aksi halde, hepside vahyle geldiği iddia edilen ve farklı hiziplerce delil olarak kullanılan ve akılla da değerlendirilemeyen bir çok rivayetle karşı karşıya kalırız. Bu duruma düşmemenin ilk şartı; peygamberden geldiği iddia edilen hadislerle sade halkı birebir muhatap etmemeye çalışmaktır.


8. Ayetin Luğat ve Istılah manası nedir?


Ayet kelimesi, Kur’an-ı Kerim’de mucize, alamet, ibret, hayrette bırakan iş, ve delil gibi manalarda kullanılmıştır. Istılah manası ise “Kur’an sureleri içinde yer almış olan, başı ve sonu belli olan cümlelerdir. ” diye tarif edilmiştir.


9. Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerin sayısı ne kadardır?


Kur’an-ı Kerim’deki ayetler hakkında alimlerin farklı yorumları olmuştur. Sure başlarındaki besmelelerin durumu, Huruf-u Mukattaa’ların durumu, cümle içindeki cümleciklerin durumu …vb sebepler alimler arasında tartışmalara ve farklı yorumlara yol açmıştır. Kur’an-ı Kerim’in farklı okuyuş şekillerden kaynaklanan ayetlerin başlangıç ve bitiş yeri farklılığı da O’nun ayet sayısı hakkındaki farklı yorumlanmasına yol açmıştır. Alimlerin aralarındaki yorum farklarından dolayı, ayetlerin sayıları hakkında farklı rakamlar telaffuz edilmiştir. Burada birbirinden farklı rakamları vermeye gerek duymuyoruz. Bu rakamlardan herhangi birini seçsek bile yukardaki gerekçelerden dolayı o rakamda tartışmalı olacaktır. Bu yüzden biz, Kur’an-ı Kerim’de altı bin den fazla ayet var denilmesini, sayı vermekten daha uygun buluyoruz. Ancak kitapların büyük bir çoğunluğunda bu hassasiyet gösterilmemiş ve Kur’an ayetlerinin sayısı 6666 olarak verilmiştir. Halbuki bu 6666 rakamı doğru değildir.


10. Kur’an’daki ayetlerin Tertibi nasıl olmuştur?


Ayetlerin sureler içindeki tertibi içtihadi değil, tevkifidir. Bu tertip bizzat Peygamberimizin döneminde yapılmıştır. Bu tertibin akılla ve reyle tespit edilmesi mümkün değildir. Mesela (Ya-Sin) bir ayet sayılırken (Ta-Sin) ayet sayılmamıştır. Aynı şekilde ( Elif-Lam-Mim) ayet sayıldığı halde (Elif-Lam-Ra ) tam bir ayet değil, ayetin bir parçası sayılmıştır.


11. Kur’an ayetlerini daha iyi anlamamız için sınıflandırabilir miyiz?


Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinin daha iyi anlaşılmasını sağlamak için belki de onlarca sınıflandırma vardır. Biz bunlardan faydası olacağını sandığımız iki tanesini burada vermeye çalışalım.


a) O’nun ayetlerini iniş zamanına göre sınıflandırabiliriz. (Mekki, Medeni)


b) O’nun ayetlerini anlamın açık ve kapalılığına göre sınıflandırabiliriz. (Muhkem, Müteşabih)


12. Mekki ve Medeni ayetler nedir? Ayetlerin Mekki veya Medeni olması nasıl anlaşılabilir?


Kur’an-ı Kerim’deki hangi ayetin Mekki, hangi ayetin Medeni olduğunun tespitinde üç farklı görüş ortaya atılmıştır.


a) Hitaba göre sınıflandırma: Hitaba göre sınıflandırma yapanlar; Mekke’lilere hitap eden ayetleri Mekki, Medine’lilere hitap eden ayetleri ise Medeni ayetler olarak kabul etmişlerdir.


b) Ayetlerin indirildiği yere göre sınıflandırma: Ayetlerin indirildiği yere göre sınıflandırma yapanlar; Mekke’de inen ayetleri Mekki, Medine’de inen ayetleri ise Medeni ayetler olarak kabul etmişlerdir.


c) Hicret zamanı esas alınarak yapılan sınıflandırma: Hicret zamanını esas alarak sınıflandırma yapanlar; hicretten önce nazil olan ayetleri Mekki ayetler, hicretten sonra nazil olan ayetleri ise Medeni ayetler olarak kabul etmişlerdir. Yukarıdaki görüşlerin içerisinde en çok tutulan görüş budur.

Kur’an-ı Kerim’deki bir ayetin Mekki ayet mi? Yoksa Medeni ayet mi? olup olmadığının anlaşılması iki yolla mümkün olabilir. Birinci yol; peygamberden aktarılan sahih nakillerle hangi ayetlerin Mekki hangi ayetlerinse Medeni olduğu anlaşılabilir. İkinci yol ise; Mekki ve Medeni surelerdeki ayetlerin bilinen özelliklerinden kıyas edilerek şu özellikleri taşıyanlar Mekki, şu özellikleri taşıyanlarsa Medeni diye bilinebilir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kur’an-ı Kerim’in luğat ve ıstılah manası nedir? devamı..
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» 1.Hidrokinezi Nedir?
» Bugün Sizi Anlatan Söz Nedir? :)
» WOLFTEAM İLE İLGİLİ HERKEZİN KAFASIN YORAN KP ...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YUKARI BALCILAR :: Manevi Dünyamız :: Kuran-ı Kerim(Kainatın en güzel Kitabı)-
Buraya geçin: